TÜRKİYE'DE HUKUKUN ÖZEL BİR DURUMU VAR
TÜRKİYE'DE HUKUKUN ÖZEL BİR DURUMU VAR
Komedyen Deniz Göktaş'ın "Ölü Deniz" isimli sahne gösterisindeki politik ve sosyal hicivleri gerekçe gösterilerek hakkında soruşturma başlatılması, anayasal güvence altındaki ifade ve sanat hürriyetine yönelik tahammülsüzlüğün ulaştığı vahim boyutu gözler önüne sermektedir. Bir sahne gösterisinde yer alan mizahi, rahatsız edici, ironik veya absürt unsurların, ceza hukuku anlamında dar ve baskıcı yorumlara sıkıştırılarak adli bir sürecin nesnesi haline getirilmesi, demokratik hukuk devleti idealiyle bağdaşmaz niteliktedir.
Bu ve benzeri idari ve yargısal pratiklerin asıl amacı, hukukun toplumu şekillendirme ve muhalif sesleri susturma aparatına dönüştürülmesidir. Rahatsız edici dahi olsa eleştirinin, hicvin ve çok sesliliğin yargı eliyle boğulmaya çalışıldığı toplumlar; zihinsel bir çoraklaşmaya, tektipleşmeye, çürümeye ve sessizliğe mahkumdur. Hukuk devletinde hiçbir yurttaş, nefret içermeyen ve ayrımcılığa varmayan düşüncelerini, yargı mekanizmasının tepesinde sallanan bir tehdit kılıcıyla tartmak zorunda bırakılamaz.
Antalya Barosu olarak; mizahı bir güvenlik zafiyeti, sanatçıyı ve özgür düşünceyi ise adli bir tehdit olarak kodlayan bu otoriter refleksleri kesinlikle reddeder, hukukun üstünlüğünü ve ifade hürriyetini, hiçbir güç dengesinin ya da mevcut ortamın insafına terk etmeyeceğimizi belirtiriz. Sanatın, bağımsız düşüncenin ve özgür ifadenin yargının konusu olmaktan çıktığı demokratik bir hukuk düzeni inşa edilene dek, temel hak ve özgürlükleri savunma mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz. 30/06/2026
Komedyen Deniz Göktaş'ın "Ölü Deniz" isimli sahne gösterisindeki politik ve sosyal hicivleri gerekçe gösterilerek hakkında soruşturma başlatılması, anayasal güvence altındaki ifade ve sanat hürriyetine yönelik tahammülsüzlüğün ulaştığı vahim boyutu gözler önüne sermektedir. Bir sahne gösterisinde yer alan mizahi, rahatsız edici, ironik veya absürt unsurların, ceza hukuku anlamında dar ve baskıcı yorumlara sıkıştırılarak adli bir sürecin nesnesi haline getirilmesi, demokratik hukuk devleti idealiyle bağdaşmaz niteliktedir.
Bu ve benzeri idari ve yargısal pratiklerin asıl amacı, hukukun toplumu şekillendirme ve muhalif sesleri susturma aparatına dönüştürülmesidir. Rahatsız edici dahi olsa eleştirinin, hicvin ve çok sesliliğin yargı eliyle boğulmaya çalışıldığı toplumlar; zihinsel bir çoraklaşmaya, tektipleşmeye, çürümeye ve sessizliğe mahkumdur. Hukuk devletinde hiçbir yurttaş, nefret içermeyen ve ayrımcılığa varmayan düşüncelerini, yargı mekanizmasının tepesinde sallanan bir tehdit kılıcıyla tartmak zorunda bırakılamaz.
Antalya Barosu olarak; mizahı bir güvenlik zafiyeti, sanatçıyı ve özgür düşünceyi ise adli bir tehdit olarak kodlayan bu otoriter refleksleri kesinlikle reddeder, hukukun üstünlüğünü ve ifade hürriyetini, hiçbir güç dengesinin ya da mevcut ortamın insafına terk etmeyeceğimizi belirtiriz. Sanatın, bağımsız düşüncenin ve özgür ifadenin yargının konusu olmaktan çıktığı demokratik bir hukuk düzeni inşa edilene dek, temel hak ve özgürlükleri savunma mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz. 30/06/2026
