Hızlı Erişim

Menü

ORMANLAR İDARİ TAKDİR ALANI DEĞİLDİR, GELECEK NESİLLERİN HAKKIDIR.

28.02.2026
37
ORMANLAR İDARİ TAKDİR ALANI DEĞİLDİR, GELECEK NESİLLERİN HAKKIDIR.

27 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 10972 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 21 ilde toplam yaklaşık 470 hektar orman alanının, 6831 sayılı Orman Kanununun Ek 16'ncı maddesi gerekçe gösterilerek “orman sınırları dışına çıkarılmasına” karar verilmiştir. Bu karar kapsamında en büyük kayıp Antalya'da yaşanmış; 6 ayrı bölgede yaklaşık 290 hektara yakın (400 futbol sahası büyüklüğünde) orman alanı orman vasfı dışına itilmiştir. Özellikle Korkuteli'ndeki alan yapısı ve büyüklüğü itibarıyla dikkat çekicidir.

Bu karar; sadece bir idari tasarruf değildir. Bu karar; anayasal düzeni, hukuk devleti ilkesini ve çevresel güvenliği doğrudan ilgilendiren ağır sonuçlar doğurmaktadır. Çocuklarımızın geleceğine, kentimizin nefesine, tüm canlıların yaşam hakkına ağır bir müdahaledir.

ANAYASAL ÇERÇEVE VE YETKİ SORUNU

Anayasa'nın 169'uncu maddesi açık ve emredicidir:

“Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez."

Anayasa burada bir takdir alanı değil, bir yükümlülük tanımlamaktadır. Ormanları azaltmak değil, artırmak devletin görevidir.
Ayrıca Anayasa'nın 104'üncü maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ancak yürütme yetkisine ilişkin konularda çıkarılabilir. Kanunda açıkça düzenlenen bir alanda, hele ki mülkiyet rejimini, kamu mallarını ve çevre hakkını etkileyen bir konuda normatif genişleme veya fiilen yeni sonuç doğuracak düzenleme yapılması, kuvvetler ayrılığı ilkesine açık müdahaledir.

Orman sınırlarının daraltılması; teknik bir aplikasyon işlemi değildir. Bu işlem doğrudan kamu malı rejimini, mülkiyet statüsünü ve çevresel koruma alanını etkiler. Bu tür sonuçlar doğuran tasarrufların, kanun koyucunun iradesiyle ve açık, sınırlı, objektif kriterlere bağlı olarak düzenlenmesi gerekir.

Kanun varken kararnameyle alan daraltmak; yasama fonksiyonunun fiilen yürütme tarafından kullanılmasıdır. Bu durum normlar hiyerarşisine ve hukuk devleti ilkesine aykırıdır.

HUKUK YAPMA TEKNİĞİ VE BELİRLİLİK İLKESİ

Ek 16'ncı maddeye dayanılarak yapılan bu uygulamalarda:

Hangi objektif kriterle orman vasfının kaybolduğu,

Ekosistem bütünlüğünün nasıl değerlendirildiği,

Bilimsel raporların içeriği,

Kamu yararı analizinin nasıl yapıldığı

Şeffaf ve açık değildir.
Belirlilik ilkesi; idarenin keyfi takdir kullanmasını engellemek için vardır.

Orman sınırı gibi kamusal ve stratejik bir konuda soyut ve geniş takdir alanı yaratmak, hukuki güvenlik ilkesini zedeler.

ÇEVRE HAKKI VE EKOSİSTEM BÜTÜNLÜĞÜ

Anayasa'nın 56'ncı maddesi uyarınca herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Orman; sadece ağaç topluluğu değildir.

Orman; su rejimidir.

Orman; erozyon kalkanıdır.

Orman; selin önündeki doğal bariyerdir.

Orman; karbon yutağıdır.

Orman; biyolojik çeşitliliğin sigortasıdır.

Son yıllarda artan sel, taşkın ve kuraklık felaketleri ortadayken; orman alanlarının idari bir kararla daraltılması, yalnızca bugünü değil gelecek kuşakların yaşam hakkını da riske atmaktadır.

Ormanları arsa üretim alanı olarak görmek; iklim krizini inkâr etmek demektir.

Kaçak yapılaşmayı dolaylı biçimde meşrulaştıracak düzenlemeler yapmak; kamu yararı değil, planlama zaafıdır.
KAMU YARARI VE YÖNETİM SORUMLULUĞU

Kamu yararı; kısa vadeli ekonomik beklenti değildir.

Kamu yararı; uzun vadeli ekolojik ve toplumsal sürdürülebilirliktir.

Devletin görevi, orman alanlarını artırmak ve korumaktır.

Orman daraltmak, anayasal ödevi tersine çevirmektir.

Bu karar, Antalya'da orman kaybının en yüksek olduğu bir tablo yaratmıştır. Turizm, tarım ve iklim dengesi açısından stratejik öneme sahip bir bölgede bu ölçekte bir daraltma; yalnızca yerel değil, ulusal sonuçlar doğuracaktır.

ÖZETLE:

Orman Kanunu Ek 16'ncı maddesinin uygulama pratiği; anayasal çevre koruma yükümlülüğü ile açık çelişki içindedir.

Kanunla düzenlenmiş ve kamu malı niteliği taşıyan bir alanın, geniş takdir yetkisiyle daraltılması; hukuk devleti ilkesini zedeler.

Ekosistem bütünlüğünü parçalamak; yaşanabilir gelecek umudunu parçalamaktır.
Bu nedenle 27.02.2026 tarihli 10972 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının:

Anayasa'nın 2'nci, 56'ncı, 104'üncü ve 169'uncu maddelerine,

Hukuk devleti, belirlilik ve kamu yararı ilkelerine,

Çevre hakkına aykırıdır.

Anılan kararın iptali için gerekli hukuki süreçlerin işletilmesi gerektiğini kamuoyuna saygıyla bildiririz.

Bilinmelidir ki;

Ormanlar idari takdir alanı değildir.

Ormanlar gelecek nesillerin hakkıdır.

Yaklaşan Etkinlikler

Katılabileceğiniz yaklaşan etkinlik bulunmamaktadır!

Aramızdan Ayrılanlar

Rahmetle anıyoruz

Avukat
Av. SALİH EZER

24.02.2026

Avukat
Av. SUNER DAĞTEKİN

22.02.2026

Avukat
Av. ZAFER YAĞLIOĞLU

22.02.2026

Avukat
Av. YUSUF ŞANLI

10.02.2026

Avukat
Av. ALİ ÇOBAN

8.02.2026

Avukat
Av. COŞKUN BAŞPİNAR

5.02.2026

Avukat
Av. İSMET SAMUR

14.01.2026

Avukat
Av. AYŞE SARIÇİFTCİ ALDUT

20.12.2025

Avukat
Av. GÜRSEL ÖZTÜRK

18.12.2025

Avukat
Av. AHMET ERDAL AKIN

10.12.2025