Hızlı Erişim

Menü

KAMU GÜCÜ HAKKINI ARAYAN MADEN İŞÇİLERİNE DEĞİL, İŞ CİNAYETLERİNİN KAYNAĞI DENETİMSİZ OCAKLARA UYGULANMALIDIR

25.04.2026
4
KAMU GÜCÜ HAKKINI ARAYAN MADEN İŞÇİLERİNE DEĞİL, İŞ CİNAYETLERİNİN KAYNAĞI DENETİMSİZ OCAKLARA UYGULANMALIDIR

Eskişehir'den Ankara'ya yürüyerek aylardır ödenmeyen ücret, kıdem ve ihbar tazminatları ile iş güvencesi taleplerini dile getirmek isteyen Doruk Madencilik işçilerinin, 20-21 Nisan tarihlerinde Ankara'da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne ulaşmalarının ardından kolluk güçlerinin orantısız müdahalesine maruz bırakılması açıkça Anayasa ve bağlı bulunduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırılık teşkil etmektedir. Aralarında sendika yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda işçinin gözaltına alındığı, fiziksel güç kullanıldığı ve eylemin fiilen dağıtıldığı kamuoyuna yansımış durumdadır. Orantısız müdahalenin sonucunda sağlık hizmetlerine erişimin engellendiğine ve kötü muameleye varabilecek uygulamaların gerçekleştiğine dair ciddi iddialar da bulunmaktadır.

Maden işçiliği, çalışma şartlarının evrensel standartların gerisinde olması sebebiyle en ağır ve en tehlikeli çalışma alanlarından biri niteliğindedir. Bu gerçeklik ülkemizde maden emekçilerinin çalışma koşullarını yalnızca çalışma hayatının bir meselesi değil, aynı zamanda yaşam hakkının da doğrudan bir parçası haline getirmektedir.
Soma'da 301 madencinin yaşamını yitirdiği facia ve her yıl artarak devam eden iş cinayetleri, bu gerçeği tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır. Dolayısıyla zor koşullarda, yaşamlarını riske ederek çalışan ve sıklıkla iş cinayetlerinde hayatını kaybeden maden işçilerinin iş ve sendikal hakları, yaşam hakkıyla sıkı sıkıya bağlıdır.

Bu sebeplerle söz konusu fiili durumun yalnızca bir kolluk müdahalesi olarak değerlendirilebilmesi mümkün değildir. İşçilerin gerçekleştirdiği yürüyüş ve sonrasında başlattıkları oturma eylemi, Anayasa'nın 34. maddesi kapsamında güvence altına alınan barışçıl toplanma ve sendikal örgütlenme hakkının doğrudan kullanımını ifade etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatları da bu hakların etkin kullanımını güvence altına almakta, devletlere yalnızca müdahale etmeme değil, aynı zamanda bu hakların kullanılmasını kolaylaştırma ve koruma yükümlülüğü yüklemektedir. Kamu düzenine yönelik açık ve yakın bir tehlike ortaya konulmaksızın gerçekleştirilen bu müdahaleler demokratik toplum düzeninin gerekleriyle, ölçülülük ilkesiyle ve hukukun üstünlüğü anlayışıyla bağdaşmadığı gibi insani, hukuki, etik ve demokratik hiçbir ölçütle de izah edilemez durumdadır.
Emekçilerin yaşam ve çalışma koşullarına ilişkin taleplerini barışçıl yollarla ifade etmeleri, demokratik bir toplumda korunması gereken temel bir haktır. Bu hakkın kullanılmasının kolluk gücüyle bastırılması, yalnızca ilgili işçilerin değil, tüm toplumun temel hak ve özgürlükleri bakımından tehlikeli ve caydırıcı etki yaratacak bir zemin yaratmaktadır. Kamu gücünün bu şekilde maden işçileri, Akbelen köylüleri, öğrenciler ve kadınlar üzerinde orantısız uygulanmasından vazgeçilerek; maden ocaklarının denetimine, rant amaçlı doğanın talan edilmesi pratiklerinin karşısına, orantısız güce başvuran kamu görevlilerine ve kadın cinayetlerinin önlenmesine yönelik kullanılması gerekmektedir.

Antalya Barosu olarak; söz konusu müdahalelerin açıkça hukuka aykırılık ve suç teşkil ettiğini, kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturulması gerektiğini belirtiyor; maden işçilerinin sendikal ve sosyal haklarına ilişkin taleplerinin yanında bulunduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.

Yaklaşan Etkinlikler

Katılabileceğiniz yaklaşan etkinlik bulunmamaktadır!

Aramızdan Ayrılanlar

Rahmetle anıyoruz

Avukat
Av. GALİP YÜKSEL

11.05.2026

Avukat
Av. SALİH EZER

24.02.2026

Avukat
Av. SUNER DAĞTEKİN

22.02.2026

Avukat
Av. ZAFER YAĞLIOĞLU

22.02.2026

Avukat
Av. YUSUF ŞANLI

10.02.2026

Avukat
Av. ALİ ÇOBAN

8.02.2026

Avukat
Av. COŞKUN BAŞPİNAR

5.02.2026

Avukat
Av. İSMET SAMUR

14.01.2026

Avukat
Av. AYŞE SARIÇİFTCİ ALDUT

20.12.2025

Avukat
Av. GÜRSEL ÖZTÜRK

18.12.2025