BASINA VE KAMUOYUNA
BASINA VE KAMUOYUNA
Türkiye'de son dönemde yaşananlar, ifade ve basın özgürlüğü bakımından son derece kaygı verici bir tabloyu ortaya koymaktadır.
Gazeteci Merdan Yanardağ ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun casusluk suçlamasıyla tutuklanmaları, hukuk devletinin temel ilkeleriyle bağdaşmayan, bir süredir ülkemizin içinde bulunduğu ve demokratik toplum düzeni açısından tehlikeli bir sürece işaret etmektedir.
TELE 1 televizyonuna kayyım atanması ve haber kayıtlarının silinmesi ise eleştirel ve bağımsız basının susturulması yönünde atılmış ciddi bir adımdır. Süregelen hak ihlalleri artık bir hukuk tartışmasını dahi anlamsız kılacak boyutlara varmış durumdadır. Zira hangi ceza kanununun uygulandığı, hangi normun geçerli sayıldığı, hangi delil standardının esas alındığı ve hangi hukuki ölçütlerin göz önünde bulundurulduğu uzun süredir belirsiz olup kişiye ve olaya göre değişmektedir.
Yargı organlarının, siyasal iktidar açısından hangi düşüncelerin siyaseten "tehlikeli" sayılacağına karar veren bir pozisyona itilmesi, yalnızca yargının tarafsızlığına değil, hukuk düzeninin bütününe zarar vermektedir. Hukukun siyasi iktidarın stratejisinin bir parçası haline getirilmesi tümüyle belirsiz, keyfi ve yurttaşlar için hukuk güvenliğinin ortadan kalktığı bir ortama işaret etmektedir.
Antalya Barosu olarak, tüm bu olumsuz tabloya rağmen hukukun temel ilkelerini ısrarla ve kararlılıkla hatırlatma sorumluluğumuzun farkındayız. Basın ve ifade özgürlüğünü yok eden, kamuoyunu susturmayı hedefleyen, hukukun üstünlüğü ilkesini hiçe sayan ve halkın doğru haber alma hakkını engellemeye yönelik uygulamalardan vazgeçilmesi ve basın emekçilerine yönelen baskıya ivedilikle son verilmesi çağrımızı yineliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
ANTALYA BAROSU BAŞKANLIĞI
