BASINA VE KAMUOYUNA
BASINA VE KAMUOYUNA
Emekli asker Orkun Özeller'in kamuoyuna yönelik yapmış olduğu bir açıklama nedeniyle tutuklanması, Anayasa ile teminat altına alınmış ifade özgürlüğü ve kişi güvenliği hakkı bakımından ciddi kaygılar doğurmuştur.
Anayasa'nın 26'ncı maddesi ve Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10'uncu maddesi uyarınca ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temel taşlarından biridir. Bu özgürlük; yalnızca toplumun benimsediği, zararsız ya da kayıtsız kaldığı düşünceler için değil, aynı zamanda rahatsız edici, eleştirel veya aykırı görüşler için de geçerlidir. Orkun Özeller'in açıklamaları sonrasında başlatılan soruşturma kapsamında verilen tutuklama kararı, hukuken istisnai bir tedbir olan tutuklamanın, ne yazık ki bir cezalandırma aracı gibi kullanıldığı yönündeki endişeleri artırmaktadır.
İfade açıklamalarına dair suçlamalarda yazılanlar kayıt altına alınmışken, CMK'nın 100.
maddesi kapsamında delil karartma ya da kaçma şüphesine dair somut bir gerekçe gösterilmeden, şablon ifadelerle tutuklama kararı verilmesi, ölçülülük ve orantılılık ilkelerine açıkça aykırıdır. İfade özgürlüğünün, hukuka aykırı bir biçimde ceza soruşturması ve koruma tedbirleri ile bastırılması, sadece bireylerin değil, toplumun tamamının demokratik haklarını tehdit etmektedir. Bu nedenle, ifade özgürlüğünü kullanan bir bireyin - kamuoyunu bilgilendirme veya eleştiri sınırları içinde kalmış açıklamaları nedeniyle - özgürlüğünden yoksun bırakılması, hukuk devleti ilkesine gölge düşürmektedir.
Antalya Barosu olarak; hukuk devleti, adil yargılanma hakkı ve kişi özgürlüklerine yönelik bağlılığımızı bir kez daha vurguluyor; Orkun Özeller hakkında verilen tutuklama kararının Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ifade özgürlüğüne ilişkin içtihatları da dikkate alınarak, derhal gözden geçirilmesi, ifade özgürlüğü sınırları içinde kalan düşüncelerin cezai yaptırımlarla bastırılmaması ve özgürlük lehine karar verilmesi gerektiğini kamuoyunun bilgisine sunarız.
Emekli asker Orkun Özeller'in kamuoyuna yönelik yapmış olduğu bir açıklama nedeniyle tutuklanması, Anayasa ile teminat altına alınmış ifade özgürlüğü ve kişi güvenliği hakkı bakımından ciddi kaygılar doğurmuştur.
Anayasa'nın 26'ncı maddesi ve Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10'uncu maddesi uyarınca ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temel taşlarından biridir. Bu özgürlük; yalnızca toplumun benimsediği, zararsız ya da kayıtsız kaldığı düşünceler için değil, aynı zamanda rahatsız edici, eleştirel veya aykırı görüşler için de geçerlidir. Orkun Özeller'in açıklamaları sonrasında başlatılan soruşturma kapsamında verilen tutuklama kararı, hukuken istisnai bir tedbir olan tutuklamanın, ne yazık ki bir cezalandırma aracı gibi kullanıldığı yönündeki endişeleri artırmaktadır.
İfade açıklamalarına dair suçlamalarda yazılanlar kayıt altına alınmışken, CMK'nın 100.
maddesi kapsamında delil karartma ya da kaçma şüphesine dair somut bir gerekçe gösterilmeden, şablon ifadelerle tutuklama kararı verilmesi, ölçülülük ve orantılılık ilkelerine açıkça aykırıdır. İfade özgürlüğünün, hukuka aykırı bir biçimde ceza soruşturması ve koruma tedbirleri ile bastırılması, sadece bireylerin değil, toplumun tamamının demokratik haklarını tehdit etmektedir. Bu nedenle, ifade özgürlüğünü kullanan bir bireyin - kamuoyunu bilgilendirme veya eleştiri sınırları içinde kalmış açıklamaları nedeniyle - özgürlüğünden yoksun bırakılması, hukuk devleti ilkesine gölge düşürmektedir.
Antalya Barosu olarak; hukuk devleti, adil yargılanma hakkı ve kişi özgürlüklerine yönelik bağlılığımızı bir kez daha vurguluyor; Orkun Özeller hakkında verilen tutuklama kararının Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ifade özgürlüğüne ilişkin içtihatları da dikkate alınarak, derhal gözden geçirilmesi, ifade özgürlüğü sınırları içinde kalan düşüncelerin cezai yaptırımlarla bastırılmaması ve özgürlük lehine karar verilmesi gerektiğini kamuoyunun bilgisine sunarız.
