ANTALYA
BAROSU
Gezinti Bağlantılarını Atla
 
 
  
 
EkimKasımAralık
PztSalÇarPerCumCmtPaz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930123
45678910
BASIN AÇIKLAMASI
Tarih: 18.01.2017 | Okunma Sayısı: 820 | | |
                                                                                             ANTALYA BAROSU BAŞKANLIĞI 
 
 
 
 

BASINA VE KAMUOYUNA

Fransız Anayasası'nın 1791 tarihli orijinal metninin sergilendiği kütüphanede, Anayasanın altındaki etikette "İnsan derisiyle kaplıdır" yazılıdır.

Anayasalar, özgürlük mücadelesi gerektiren, can alıcı, bedel ödeten metinlerdir.

Hak ve özgürlükleri genişletmek, yönetenler karşısında güvence altına almak, her şeye kadir mutlak otoritenin egemenlik alanını daraltmak için yapılır. Bu, dünyada 1215 tarihli Magna Carta’dan, Osmanlı İmparatorluğu’nda ise 1808 tarihli Sened-i İttifak’tan beri böyledir.

Anayasalar toplumsal uzlaşıya ve demokratik bir meşruiyete dayanır. Hazırlanma ve kabul süreçleri vardır. Yurttaşların bilgi alma ve gerçekleri öğrenme hakkının olduğu, ifade ve basın özgürlüğünün sağlandığı, herkesin görüşlerini korkmadan, özgürce dile getirebildiği ortam ve koşullarda yapılmalıdır. Bu anlamda OHAL’de Anayasa değişikliği tartışılamaz, referandum yapılamaz!   

1789 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nin 16. Maddesinde “…Hakların güven altına alınmadığı ve güçler ayrılığının belirlenmediği bir toplumun anayasası yoktur…” yazılıdır.

Çağdaş demokrasilerin temeli hukuk devletine dayanır. Hukuk devleti de kuvvetler ayrılığı ve denge/denetleme mekanizmaları üstüne kurulur.

Önerilen Anayasa değişiklik metni bu anlamda tehlikeli ve yok edicidir:

Yürütme yetkisi; tek başına, milletvekili listelerini belirleyecek, Meclisi feshedebilecek, bütçeyi hazırlayacak, yardımcıları, Bakanları, üst düzey kamu yöneticilerini atayacak, uluslararası andlaşmaları onaylayacak, ulusal güvenlik politikalarını belirleyip gerekli önlemleri alacak, Başkomutanlığı temsil edecek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar verecek, “…kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması…” durumunda OHAL ilan edebilecek, kararnameler çıkarabilecek, Devlet Başkanı sıfatı taşıyacak, aynı zamanda Mecliste Parti Başkanlığı yapacak, Cumhurbaşkanına verilmektedir.

15 üyeden oluşacak Anayasa Mahkemesi’nin 12 üyesi Cumhurbaşkanı tarafından seçilecektir. Kalan 3 üye de TBMM tarafından seçilecektir (Cumhurbaşkanının başkanı olduğu siyasi partinin, çoğunluğa sahip olabileceği/olacağı bir meclis…)

2 daire halinde çalışacak ve 13 üyeden oluşacak Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) Başkanlığını, Cumhurbaşkanı tarafından atanacak Adalet Bakanı yapacaktır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun doğal üyesi olarak görev yapacaktır. Kalan 11 üyeden 4’ü Cumhurbaşkanı tarafından, 7 üye de TBMM tarafından seçilecektir (Cumhurbaşkanının başkanı olduğu siyasi partinin, çoğunluğa sahip olabileceği/olacağı bir meclis…). Bu HSK, bütün yargıç ve savcıların mesleğe kabul etme, atama, yükselme, görevden uzaklaştırma, meslekten çıkarma gibi işlemlerini yapmakta, Yargıtay üyelerinin tamamını ve Danıştay üyelerinin dörtte üçünü seçmektedir. Danıştay üyelerinin kalan dörtte biri de Cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir.

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerinin 03/11/2019 tarihinde yapılması öngörülmüşken, 12 Ekim 2014'te yapılan HSYK seçimlerinde seçilen üyelerin görev süreleri 12 Ekim 2018'de dolacak olmasına karşın, sonradan yapılacak bir düzenlemeyle görevleri sona erdirilecektir!

Görüleceği gibi yargı da, HSK üzerinden Cumhurbaşkanına bağlanmaktadır.

Önerilen değişiklikle;

Kuvvetler tekliği, bir başka söyleyişle bütün yetkilerin bir kişide toplanması öngörülmektedir.

Denge ve denetleme düzenekleri yok sayılmıştır.

Egemenlik kayıtsız koşulsuz Cumhurbaşkanına devredilmektedir!

Bu kadar yetki kimin eline geçerse geçsin ortaya bir diktatör çıkar.

Cumhuriyet tarihinin en ağır ve karanlık sürecinden geçiyoruz.

"Tabuta çakılacak son çivi" anlamına gelen bu öneri yasalaşırsa toplum çözülür.

Anayasal bir devlet olmaktan çıkar; yalnızca Anayasası olan bir devlete gerileriz.

Bu koşullarda, bize düşen tarihsel ve toplumsal görev, iflah olmaz bir iyimserlik ve kararlılıkla mücadele etmektir.

Atatürk ilke ve devrimleri adına, laiklik adına, evrensel insan hakları adına, özgürlük adına, ifade ve basın özgürlüğü adına, adil yargılanma hakkı adına, savunma dokunulmazlığı adına, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı adına, Cumhuriyet ve Demokrasi adına sözümüz: “BAŞKANLIĞA HAYIR!”

Bu memleket hepimizin…

 ANTALYA BAROSU BAŞKANLIĞI 

19.11.2017 Pazar